Aile Hekimleri daha iyi çalışma koşulları istiyor

Eskişehir Aile Hekimleri Derneği Başkanı Uzm. Dr. Kazım Tırpan, yaşadığımız bu zorlu dönemde Aile Hekimlerinin yaşadıkları mağduriyeti anlattı. Tırpan, aynı zamanda sağlık sektöründeki temel eksikliklere değindi. Dernek Başkanı Uzm....

17 Eylül 2020, 11:15
Aile Hekimleri daha iyi çalışma koşulları istiyor

Eskişehir Aile Hekimleri Derneği Başkanı Uzm. Dr. Kazım Tırpan, yaşadığımız bu zorlu dönemde Aile Hekimlerinin yaşadıkları mağduriyeti anlattı. Tırpan, aynı zamanda sağlık sektöründeki temel eksikliklere değindi. Dernek Başkanı Uzm. Dr. Kazım Tırpan, konuyla alakalı Merve Akman'ın sorularını yanıtladı.

Aile Hekimliği denilince insanlar hemen “Çok rahat” düşüncesine giriyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Kamuoyunda genel algı “Aile Hekimleri rahat çünkü sadece ilaç yazıyor.”  şeklindedir. Aile Hekimi olarak sadece ilaç yazmıyorum toplumda sık görülen birçok hastalığın teşhisini koyuyor ve tedavisini yapıyorum, ekibimle beraber gebe ve bebeklerin gelişimlerini izliyor, aşılarını yapıyorum. 15 yılda nadir görülen hastalıklar için teşhis ettiklerim, birçok aile hekimi gibi,  tedavisi için yönlendirdiğim hastalar var. Aile hekimleri de tıp fakültesine gidiyorlar. Bizim toplumumuzda Sağlık Okuryazarlığı düşük, temel mesele hizmet almayı bilirseniz o hizmeti alırsınız. Şimdi halkımız hizmet almayı bilmiyor mu gibi bir soru okuyucuların aklına gelebilir, tek tek kişiler üzerinden değil de bazı istatistikler üzerinden gidersek daha anlaşılır olacaktır. Dünyada en fazla antibiyotik kullanılan ülkeyiz, ağrı kesici kullanımında dünyada ilk beşe giren bir ülkeyiz, bunun nedenlerine baktığımızda muayene için olan başvurularda hastaların antibiyotik almak için yoğun taleplerini görürsünüz. Oysa bir hasta antibiyotiklerin insan vücudunda savunma sistemini olumsuz etkilediğini bilse antibiyotik talebinde bulunmaz, aynı şey ağrı kesiciler içinde geçerli. Peki, o zaman doktor bilmiyor mu antibiyotiğin zararlı olduğunu yazmasın o zaman diyenleri duyar gibiyim. İşte burada defansif tıp devreye giriyor, hekimin önüne iki seçenek geliyor, ya hastaya bunu detaylı şekilde anlatacak bu arada kapıda bekleyen huzursuzlanan “içerde ameliyat mı yapıyorsunuz “ diyen hastaları da yönetecek, yada talep edilen ilacı yazıp hastadan o an için “kurtulacak” ben hep birinci yolu tercih eden bir hekimim ama unutulmamalıdır ki birinci yol sıklıkla sözlü şiddete de çıkacaktır. Bu sıkıntıların birden çok sebebi var. Biraz daha geriye çekilip sistem açısından bakmak lazım. Şunu söylemek istiyorum; Dünyada gelişmiş tüm sağlık uygulamaları ‘basamaklandırılmış sağlık sistemi’ ni benimsemiştir. Fakat Türkiye bu sisteme göre çalışmıyor. Eksiklikler de böyle başlıyor.

Aile Hekimleri Derneği Başkanı Uzm. Dr. Kazım Tırpan ve dernek üyeleri daha refah koşullarda çalışma şartlarının düzenlenmesini istiyor.

Peki, ‘basamaklandırılmış sağlık sistemi’ nedir?

Şöyle ki; bir toplumda görülen hastalıkların yüzde 90’ının teşhis ve tedavilerini tüm Tıp Fakültesi mezunları bilir.  Geri kalan yüzde 10’u uzmanlık dallarının ilgi alanına girer. Bireye dönük bütün koruyucu sağlık hizmetlerini Aile Hekimi verir. Geriye sağlığın geliştirilmesi kalıyor. Sağlıklı beslenme, uyku düzeni, egzersiz; bunları da benimsediğiniz andan itibaren Aile Hekiminizden danışmanlık alabilirsiniz. Birinci basamağı etkili kullanırsanız hastalıkların yüzde 90’ı birinci basamakta tutulur, tedavi edilir. Hastanelerdeki yığılmanın önüne geçilir. Böylece görece daha az görülen hastalıklar erken teşhis edilir ve tedavi edilebilir. Mantık böyle ancak Türkiye böyle çalışmıyor. Sevki kaldırdığınız zaman çok pahalı hizmet üretirsiniz. Doğru basamakta doğru uzmanlık alanı çalışılmazsa sıkıntılar büyür. Örneğin;  Kulak Burun Boğaz profesörü kanserle uğraşmak yerine soğuk algınlığına teşhis ve tedavi ile uğraşırsa bu topluma çok pahalıya mal olan bir soğuk algınlığı yönetimi olacaktır. Tıpkı hastaların kendi tedavilerini yönetmeye çalışmaları gibi, hangi basamaktan hizmet alacaklarını da hastaya bıraktığınızda herkes “Profesör” arayacak ama “Profesöre” gerçekten ihtiyaç duyanlar ya erişemeyecek ya da yoğunluktan gerçekten ihtiyaç duydukları hizmet süresini alamayacaklardır.

Sağlıkta şiddet son zamanlarda fazlasıyla arttı. Eskişehir bazında bu durum nasıl?

Toplumsal şiddet yükseliyor, sağlıkta şiddet daha hızlı yükseliyor, Eskişehir de bundan payına düşeni maalesef fazlasıyla alıyor. Temel neden kişinin hangi hizmeti nereden ve nasıl alacağını bilmemesi, ama bunun tek sorumlusu hasta demek doğru olmaz, birçok kurumun da Aile Hekimliği uygulamasını bilmediği için hastaları yanlış yönlendirmeleri de bu durumda etkili. Birçok örnek var ama okuyucuları sıkmadan bir örnekle yetinelim Avcılar ve Atıcılar yivsiz silah ruhsatları için Sağlık Raporu almak zorundalar, bu sağlık raporunu “tek hekim” raporu olarak tanımlandığı için bu raporlar Aile Hekimlerine geliyor. Biz dernek olarak bu raporların belli uzmanlık dallarına danışılarak verilmesini öneriyoruz. Düzenlenen sevk ya da konsültasyon kağıtları ile hastalarımızı ikinci basamağa yani hastanelere gönderiyoruz. Raporların hukuki sorumluluğunu bilmeyen ve bir çok kurum ya da kişi tarafından yanlış yönlendirilen hastalarımız  “aslında sen imzalayabiliyorsun bize zorluk çıkartıyorsun” diyerek bizlere sözlü şiddetten fiziksel şiddete değişen farklı “geri bildirimler” veriyorlar. Sağlık Raporları Bilirkişi hizmetleridir ve bilirkişi hizmetleri bir bedel karşılığı verilir, dikkat edin sağlık raporu için Devlet hastanelerine başvurduğunuzda muayene bedelleri ödersiniz. Aile Hekimliğinde verilen hizmetlerin “Ücretsiz” olmasının akabinde birçok sağlık raporu kurumlar tarafından Aile Hekimlerine yönlendirilmeye başlandı. Daha önceden Heyet raporlarıyla yani birden çok hekimin birlikte karar verdiği raporlar Birinci basamaktan yani tek başına Aile hekiminden ve Birinci basamağın teknik imkanlarıyla verilmesi istenmeye başlandı. Ben okuyucuların şu soruyu kendilerine sormalarını istiyorum sağlık koşulları uygun olmayan kişilerin tek hekimden alınan ehliyet raporlarıyla trafikte, Yivsiz silah raporlarıyla yivsiz silahlarla aramızda dolaşmalarını isterler mi. Bence bu sorunun cevabı bizim neden bu konularda çok hassas olduğumuzu anlamalarını sağlayacaktır.  Yani Kişi hangi hizmeti nereden alacağını bilmediği zaman öfkeleniyor. Yıllar önce derneğimiz bağlı olduğumuz Aile hekimleri Dernekleri Federasyonu bünyesinde bir Sağlıkta Şiddet çalışması yaparak TBMM Sağlıkta Şiddet komisyonuna sundu. Bu çalışma da gösterdi ki; Kişinin talep ettiği hizmeti alıp almayacağını bilmemesi sağlıkta şiddetin en önemli sebebi. Eskişehir’de de sık sık bunu yaşıyoruz maalesef.  

Başta ifade ettiğim basamaklı hizmet ve Raporlar konusu çalışma koşullarımızı özellikle sözlü ve fiziksel şiddet üzerinden olumsuz etkiliyor. Gün içinde karşılaştığınız olumsuz durum moralinizi bozuyor ve o günü belki asık suratla geçiriyorsunuz. Kimse asık suratlı birinden sağlık hizmeti almak istemez. Ama Sağlık çalışanları da insan nihayetinde, bunu da düşünmek lazım.

Olumsuz çalışma koşulları, aslında dünyada çokça tartışılan Defansif Tıp anlayışına da neden oluyor. Hasta artık sizi dinlemeyi bırakıyor, size bir evrak imzalatmaya ya da elindeki hekim dışında birinin tavsiye ettiği bir ilacı yazdırmaya çalışıyor, sizin bilgi birikiminizden ya da deneyiminizden faydalanmayı reddediyor, siz isteğini yerine getirmediğinizde de size hakaret ediyor, saldırıyor ya da SABİM’e (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi)  şikayet ediyor. Bu sürecin sonunda aslında birinci basamaktan hizmet almak isteyen hastalarımız da karşılarında çok hevesli sağlık çalışanları bulamıyorlar. Bunun zararı ise topluma dönüyor.

Pandemiden dolayı grip aşısı talebinde yoğunluk olacağı söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Pandemi ile beraber iki aşı kamuoyunda tartışıldı, Grip ve zatürre aşıları,  aşıyı tavsiye eder misiniz sorusuna bende dahil her uzman, tavsiye ederiz deriz, ama bu soru geçtiği konu itibariyle sanki COVID- 19 tan koruyacakmış gibi anlaşıldı. Bu nedenle bu aşılara talep oldukça arttı. Öncelikle bu iki aşı da yeni değil, yıllardır bulunan ve uygulanan aşılar. Bu iki aşı da COVID- 19’dan sizi korumaz. Grip aşısı gripten zatürre aşısı zatürreden belli oranlarda korur.  Yalnız şunu da bilmek lazım; Aşıyı yaptırdığınız gün bağışık değilsiniz. En azından iki-üç hafta geçmesi lazım. Zatürre aşısı ise medyatik olarak çok öne çıkarıldı. Grip aşısı için belli bir yaş sınırı yok. Zatürre Aşısı öncelikle 65 yaş üzeri ve 65 yaş altında bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen bir kronik hastalık varlığında öneriliyor. Hastalarımıza tavsiyem Aile Sağlığı Merkezlerine gelmeden önce bilgi ve randevu almalarıdır.

Son zamanlarda sağlık sorunlarına internetten bakılıp çözüm aranması hakkında ne söylemek istersiniz?

Biz buna Google hekimliği diyoruz. İnternetten öğrenilen bilgileri aynen uygulamak. Üstelik doktora akıl veren kesim de var. En sıkıntılı olduğumuz gruplar; çok eğitimliler ve hiç eğitimliler. Mesela bankaya gittiğiniz zaman paranızı emanet ediyorsunuz ve danışmanlık hizmeti alıyorsunuz. Ona iş öğretiyor musunuz? Hayır. Bizim mesleğimiz de danışmanlık. Reçete denilen şey bir danışmanlık belgesidir. Dediğiniz gibi son zamanlarda Google hekimliği konusunda artış var.

Merkez ve ilçe olarak Aile Sağlığı Merkezlerinde ne gibi farklılıklar var?

Türkiye’de her vatandaşın bir aile hekimi vardır. Aile hekimi de olabildiğince kişinin ikametine yakın bir yerde hizmet verir. Biz bu yerlere Aile Sağlığı merkezi diyoruz. Kent merkezlerinde, hastanelerin olduğu yerleşim yerlerinde sağlık hizmetlerinin çoğu kurumlar arasında paylaşılmakta. Ancak ilçelerde, Aile Sağlığı merkezlerinin entegre hastanelerle birlikte hizmet verdiği yada beldelerde sadece Aile Sağlığı merkezlerinin olduğu yerlerde halkın tüm sağlık ihtiyaçları Aile hekimlerince karşılanıyor. Özellikle acil hizmetler, adli işlemler ve defin işlemleri gibi mesaiyi aşan hizmetler, aile hekimliğinde hastanın kendi hekimi tarafından değerlendirmesini engellemektedir. Nöbet ve köylere hizmet götürmek için yapılan gezici hizmetler merkez dışında çalışan aile hekimlerinin daha özverili çalışmasına neden olmaktadır.

Peki,  Aile Hekimlerinin yaşadıkları sorunları temel olarak sıralarsak bunlar nelerdir?

Hizmet statümüzün net olmaması en büyük sıkıntımız. Biz devlet memuru değiliz. İşçi değiliz. Tam patron da değiliz.  Bulunduğunuz bina da (Erenköy Aile Sağlığı Merkezi) kiracıyız. Elimdeki kalem, kullandığım kağıt, su içtiğim bardak; hepsi benim şahsi malım. Devlet kurumu değiliz ama kamu hizmeti görüyoruz. Bizlere tam tanımlanmamış taşeronlar diyebilirsiniz. Serbest çalışan da değiliz devlet memuru da değiliz. Otuz gün izin hakkımızın olması lazım ama bu izin bize verilmiyor. Yani izne çıkmamız için işimizi görecek birini bulmamız lazım. En büyük derdimiz ise sağlıkta şiddet; bunun belirgin örneği de raporlarda yaşanan sıkıntılar.  Mevzuatlarında sağlık raporu isteyen ve sürekli mevzuat değişiklikleri ile koşulları değişen 200 ‘ün üzerinde sağlık raporu mevcut. Herkese rapor veremeyiz. Okul kayıtlarında da belli başlı sıkıntılar mevcut, örneğin; Milli Savunma Üniversitesinin giriş sınavlarında hemen raporu alıp gitmek istiyorlar. Halbuki detaylıca iyi bir muayeneden geçmeleri lazım. Herhangi bir sıkıntıda aile hekimleri mahkemelik oluyor. Misafir hasta problemlerimiz mevcut. Her kayıtlı kişinin kendi aile hekiminden hizmet alması gerekir. Sağlık ocağından kalma alışkanlıklarla her yerden hizmet alacağını düşünüyor hastalarımız.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Özetle sıkıntılarımız çok fazla. Bizim sahada yaptığımız çalışmalar neticesinde hastalarımızın en memnun oldukları kurum Aile Hekimleridir. Ulaşabildiğimiz en yakın Sağlık Bakanlığı istatistik raporlarında (2017) ülkemizde hekim başına yıllık poliklinik sayısında Aile hekimleri açık ara öndedir.  Hasta ile hekim arasına para mevzusunun girmesini sevmiyorum.  Gelirlerimiz 15 yılda inanılmaz eridi. Yetkililer pandemi sürecinde birçok rakam telaffuz ettiler, bir tür ek ödemenin verileceğini söylediler, bunla ilgili yönetmelikler yayınlandı, şimdiye kadar Aile Hekimliği uygulaması içinde ödenmiş herhangi bir ek ücret yoktur. Sağlıkta şiddet inanılmaz arttı. Bizim önerilerimiz ve itirazlarımız dinlenmeden şiddet yasası çıkartıldı, rakamlara baktığınızda yasa öncesi ve sonrası şiddetin değişmediğini, bununla birlikte sağlıkta şiddet uygulayanlara yapılan işlemlerin de değişmediğini görüyoruz. Yıllık izin hakkımız yok. Elimizden geldiğince dernek bünyesinde 207 üyemizin sorunlarına birlikte çözüm bulmaya çalışıyoruz. Sağlık hizmeti; sunanın ve alanın uyum içinde, karşılıklı saygı içinde gerçekleştirecekleri bir hizmettir bu çerçevede Aile Hekimleri hizmet sunmaya devam edeceklerdir.

Yorumlar (0)
11°
az bulutlu

Gelişmelerden Haberdar Olun

@