Murat Vural KAMUOYU
Basın Kamuoyu Üniversite 5
Basın ve Üniversite gibi kurumlar, yerel ya da ülke düzeyindeki kamuoylarının karşısında birer sosyal yapı doktoru olmak ortak özelliği taşımaktadırlar ve sosyal yapının değişiminde diğerlerine göre çok daha sorumluluk sahibi kurumlardır.
Yasama, yürütme ve yargıya göre sosyal yapı ile çok daha rahat temas sağlayabilen bu kurumların önce birbirleri ile teması sağlamaları, sağlıklı iletişim köprüsünü kurmaları gerekmektedir.
Basın aracılığıyla gönderilen mesajların, toplumun tüm bireylerinin ve kurumlarının toplumsal kişiliğinde istenilen ya da beklenen duygu, düşünce ve davranış değişikliklerini hızla gerçekleştirdiği bilinirken, bu mesajların kaynağında her türden çıkar gruplarının olmasındansa üniversitelerin olması çok daha kabul edilebilir bir doğrudur.
Kamuoyu?nun oluşması ve yönlendirilmesindeki en önemli birkaç araç ve ortam bilindiği gibi, demokratik kitle örgütleri, meclis, üniversiteler, siyasi partiler, mahalli toplantılar ve medyadır.
Ne var ki daha önce de belirtildiği gibi, Türkiye?de bu araçlar içinde medyanın etkisinin diğerlerine göre daha fazla olduğu gözlenmektedir. Kaldı ki bu da belirli bir düzeyde doğaldır. Medya, yalnız bu ülkede değil hemen hemen tüm dünyada artık çağın en etkili, en belirleyici araçları haline gelmiştir.
Üniversiteler de bu gerçekten hareketle artık bir anlamda kendileri ile benzeşik sosyal sorumluluk ve işlevlerle yükümlü olan medya?ya açılmak, topluma ulaşmada medya kanalını her zamankinden daha fazla kullanmak durumundadır.
Türkiye?nin bugün tüm şiddeti ile yaşadığı, yukarıda da dile getirilen toplumsal düzeydeki kültürel erezyon, kavramlar ve değerler deformasyonu, ortaya çıkan kaotik yapı ve geleneksel olarak giderilemeyen kurumsallaşamama ile toplumsal ihtiyaçları anlama, kapsama ve karşılamada gösterilen beceriksizliklere ilişkin zaafiyetler, bize göre ancak medya ve üniversitenin yoğun işbirliği ile giderilebilir bir özellik arzetmektedir.
Üniversitelerin medya ile birlikte devreye girmesi ve sorunların bir kez daha tüm çıplaklığı ile ele alınıp bu yönde ciddi çalışmalar yapılması, kurum ve kuruluşların yapısında aksayan noktaların saptanması durumunda, tüm kurumlar ve kavramlar düzeyinde yaşanan işlevsellik, ilkelilik ve etikselliğin nispeten çözüm bulması mümkün görülmektedir.
Medya?nın özellikle son yıllarda sahip olduğu ?her konunun bir magazin yanı bulunabilir? bakış açısının kimi zaman üniversite kökenli haberlere uygulandığı da görülmektedir. Örneğin, 1999 Ağustos ve Kasım aylarında yaşanan depremden sonra özellikle televizyon kanalları, toplumun karşısına, bilgisine başvurulmak üzere alanında uzman pekçok bilim adamını çıkarmıştır.
Ancak son derece yararlı ve işlevsel programların gerçekleştirilmesinin yanısıra pek çok program ciddi düzeyde magazinleştirildiği, popüler tartışma ya da sohpet programları haline dönüştürüldüğü görülmüştür. Dolayısıyla son derece yaşamsal önem taşayan konular hem kamuoyunun kafasında karışmı, hem ciddiyetini yitirmiş hem de var olan kanaatlerin içi boşaltılmıştır.
Bunun gibi yüzlerce örnek vermek mümkündür. Bu nedenle öncelikle medya?nın kurum olarak kendi işlevsellik, ilkelilik ve etiksel düzey ve boyutlarını tümüyle ve üniversitelerle birlikte elden geçirmesi gerekmektedir.
Bize göre, ilk sorgulanması ve yapısına yönelik tedavi edici müdahalelerin yapılması gereken kurumların başında medya gelmektedir. Bu kurumun, ciddi sarsınta geçirmiş saygınlığını onarmak için gereklilik arzetmektedir. Daha sonra topluma yönelik misyon ve işlevlerinde de ülkenin gecikmiş olan toplumsal kalkınma ve aydınlanma sürecine katkıda bulunmak için, toplum ile üniversiteler arasında üstlenecekleri köprü görevini tam ve gerçekçi olarak yerine getirmesi gerekmektedir.
Üniversiteler artık, yerel ya da ulusal düzeydeki medya için, kampüsünde bir etkinlik gerçekleştiği zaman verilen yüzeysel bir haber olmaktan çıkmalıdır. Ancak üniversitelerin de ülkenin koşullarını bir kez daha gözönüne alarak kendi kampüslerinin dışına çıkmaları gerekmektedir.
muratvural@anadolu.edu.tr

18.05.2005